TÜRKİYE'NİN TEMELLERİ


10/8/2009 ·

Sami Efendi'den kim ne kapar?
Musa Efendi Mahmut Sami Efendi'nin sohbetlerinde bulunanlar neler kaparlar, güzel güzel saymışlar. Beslenmesini bilsek keşke hikmet sahiplerinden.
10 Ağustos 2009 Pazartesi 17:20

Hayatınızın hangi alanında yaşarsanız yaşayın, yaşınızın hangi evresinde bulunursanız bulunun, hakiki manada gerçek bir Allah dostunun rahle-i tedrisinde diz kırmak, sohbetlerine tanık olmak, içinde bulunmak; küçültülmüş global köylerde, daracık odalarda yaşayan, hınca hınç dolu caddelerde yürüyen, parçalı bilince sahip, kargaşa, kaos ve hengamenin bir parçası olmuş biz ademoğulları ve ademkızları için eşine az rastlanır bir imkândır. Aynı zamanda kaçırılmaması gereken bir fırsat, açık,seçik ve net düşünmemiz için en uygun bir zemin, tükenmeyen bir zenginliktir.

Mahmut Sami Efendi

Çocuk yaşımdan bu güne bende oluşmuş, korunmuş bir düşünce kırıntısı var, hâlâ da aynı düşüncedeyim. Peki nedir? İçinde yer aldığımız yaşlı dünya ve yaşadığımız ülke, bugün tüm itizal etmiş unsurlarına rağmen ayakta sapasağlam duruyorsa, bu biraz da kendini ve tüm varlığını Allah’a (c.c.) adamış büyük velilerin duasıyla, yüzü suyu hürmetine duruyor ve deveranını devam ettiriyor.  

Bîhaber olmayalım!

Ben onlara ‘Türkiye’nin Temelleri’ diyorum. Hayır, iddia etmiyorum, aksine temellerin/yapının sağlamlığınadır vurgum.

Vurgulanması  gereken bir diğer nokta, yeni neslin, genç jenerasyonun bu kısım zenginliklerden bihaber yaşıyor olmamız, bu topraklarda süregelen kadim değerlerden nasipsiz ve savruk bir yaşamı baş tacı etmemizdir.

Sadık Dânâ (Musa Topbaş) hazretleri, Türkiye’nin temellerinde sağlam bir yeri olduğunu düşündüğümMahmut Sami Ramazanoğlu Efendi hazretlerinin hayatını ve güzide vasıflarını anlattığı Erkam Yayınları'ndan çıkan kitabın daha ilk sayfalarında bu zatın sohbetlerinde ve meclislerinde bulunmuş, tanık olmuş kişilerde görülen içe doğru ilerlemenin/gelişmenin niteliklerini şöyle sıralar: 

Musa Efendi"Sohbetlerinde, meclislerinde bulunan kişilerde; 

Kibrin yerini tevazu ve vakar,

İmansızlığın yerini derin Allah sevgisi, Peygamber sevgisi,

Batılın yerini Hak,

Hasetliğin yerini merhamet,

Cimriliğin yerini sahavet,

Anlayışsızlığın yerini fetanet ,

Tembelliğin yerini dirayet, gayret,

Korkaklığın yerini cesaret,

Kötü görüşün yerini müsamahalı görüş,

Kabalığın yerini nezaket,

Dağınıklığın yerini tertiplilik ve nezafet ,

Bilgisizliğin yerini edep, irfan,

Aceleciliğin yerini itidal ve teenni,

İddiacılığın yerini yerinde uysallık,

Mahlûkat düşmanlığının yerini herkesi hallerine göre sevme, alırdı. 

Bizler! Zehir saçanlar!

Bal yapan arı değiliz, zehir saçan modernleriz biz. Şairin dediği gibi, oysa "kimsenin vakti yok bazı ince şeyleri anlamaya"..  ‘Hız ve Politika’ çağında yaşadığımız haller, yara aldığımız modern çağın birörnek halleridir artık. Vizyonda olana imreniyoruz, görsel olana, göze hitap eden naylondan şeylere..Şeyleşme.. Hal bu ki yukarıda sıraladığımız ‘güzel eylem’ lere, edinmemizde iyilik olan, hayır olan hasletlere sahip olduğumuzda yavaşlığın ve ayrıntının hayatını yaşayacağız. Rasim Özdenören bu bahiste duvara asmamız gereken çok veciz ve ince ve altın değerinde bir düşünce, bir ilke teklif eder zihnimize: "Hayatın anlamı ayrıntılarda gizlidir."

Çağa has bir değişim yerini manevi (içsel) olana ayarlı bir dönüşüme bıraktığında, çalkantılarla dolu karmakarışık pek modern hayatlarımız içinde, Allah’ın veli kullarına da hatırı sayılır bir yer açma gereğini duyacağız.  

Münakaşalardan uzak..

Allah’a yakın.. 
 

Mustafa Celep önerdi

<_script /><_script />

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

Yorum (0) Arkadaşına Gönder! Etiketler :

Yorum Gönder

Adınız :

Yorum Başlık:

Yorumunuz:

0 yorum yazilmistir

« Önceki :: Sonraki »