BİR KONUŞMANIN İZİNDE
3/10/2009 · Kategori: Denemelerim
BİR KONUŞMANIN İZİNDE: İSTANBUL BİR NOKTA DERGİSİ ÜZERİNE
Edebiyattan ‘hoş bir seda’ bırakmayı değil de ‘kavga’ ve çıngar çıkarmayı anlıyorsak İstanbul Bir Nokta dergisinin kıyısından bile geçemeyiz. Dergiciliği, şairliği yarış pisti olarak düşünseniz bile durum değişmeyecektir."Bu toprakların ruhuna sadakatten" bir an olsun ödün vermeden, ayrılmadan 91 sayı çıkmak, her yiğidin harcı değildir. Dile kolay, 91 sayı.91 ay.
Aykırıyız da ondan!
‘Niçin edebiyatla uğraşıyoruz’ ve ‘niçin dergi çıkarıyoruz’ sorularına Mürsel Sönmez’in verdiği cevap karşısında içten içe göneniyor ve tanıdık biriyle karşılaşmış gibi seviniyoruz: cevap aslında düşündürücü: "Aykırıyız da ondan." diyor, Mürsel Sönmez. "Tersiz! Piyasaya tersiz, banknotlara tersiz, revaç bulan popüler değerlere tersiz, otomobil gürültülerine ters sürüyoruz, ters bakıyoruz, insanın gönlündeki çılgın çocuğa zincir vurmaya kalkan bütün dizgelere karşıyız, onun için edebiyatla haylazlığımızı tatmin ediyoruz. Onun için edebiyat dergisi çıkartıyoruz, iyi de ediyoruz."
Dergi çıkartmak tiryakilik gibi bir şey
Dergi çıkartmayı tiryakilik veya hastalık olarak da düşünsek her şairin zihninde bir dergi ‘imajı’ belirir kimi zaman. Dergi çıkarmayı insanlar arası muhabbet tesis edici bir etkinlik olarak düşünürsek daha soylu bir anlam çıkar bundan. Mürsel Sönmez’in Altuni zade’deki konuşmasının dergideki metninde Bir Nokta’nın çıkış gerekçesinin yanında dergiciliğe dair birçok ilke öğreniyoruz aynı zamanda:
"Dergi çıkartmak tiryakilik gibi bir şey oluyor. Bir kere bulaştınız mı bir daha bırakamıyorsunuz. Birileriyle, görünmeyen birileriyle sohbet ediyorsunuz. Bizim medeniyetimiz sohbet medeniyetidir, muhabbet medeniyetidir."
Kendine özgü bir gönül ritmi
Bir nokta’nın çıkış gerekçesi ve Mürsel Sönmez’in edebiyat ve hayata bakışı-şimdilerde birçok edebiyat dedikodusunun cangılında, asliyetini ve samimiyetini yitirmiş- genç şairler için temel prensipler diyebileceğimiz anlamlarla yüklü. Bu anlam yükü üzerinden şiir genci şiir ve edebiyata daha sağlıklı bakabilir. Bu mümkündür. Peki, Bir Nokta neyin imkânını sağlıyor bize ve Bir Nokta’nın gayreti nerelerde odaklanıyor:
"Bizim edebiyata ve hayata bakışımız teklik ve birlik zaviyesindendir. Biz mutlak birin, mutlak varın bütün varoluşu var ettiği ve bunu da halkiyyet tarzında değil zuhur tarzında gerçekleştirdiğine kaniyiz. Şimdi bu bizi sesin görüntünün duygunun ve düşüncenin hepsinin membaının, menşeinin, mebdeinin, kaynağının, kökünün, özünün, cevherinin bir’den kaynaklandığına bizi inandıran bir gerçekti. Bunun açılım noktasında da Bir Nokta, dille yapılabileceğinin son noktasını yapmaya çalıştı. Fakat gevezelik değil, sükût mutlak hakikati kavramada yetkin bir yöntem ise de söyleye söyleye susmaya varmak peşinde bir gayretti Bir Nokta gayreti. Biz bunun peşinde olmaya çalıştık. Bütün bunları yaparken kendimizi hiç kimseye göre hizalamadan, övenin övgüsüne ya da yerenin yergisine asla aldırmadan kendi gönlümüzün ritmince yapmaya çalıştık, çabalıyoruz."
Yerli düşünce, yerli duyuş
Hiçbir özentiye ve kiralanmış bir zihne kapılanmadan bu toprakların değerlerine uygun ve uyumlu bir edebiyat mümkün müdür sorusunun en tatminkâr cevabı Bir Nokta olsa gerek. Gıdası ve beslenme kaynakları bize ait bir sesle biçimlenmiş, komplekssiz ve yalın ve sade ve isyanı olan kaç dergi sayabiliriz, bu edebiyat dünyasında?
"Kardelen, Düşçınarı ve bunun devamında Bir Nokta, varoluşu teknik açıdan izah eden dünya görüşünün, sanat, estetik anlamda bir dışavurumudur. Yerli düşüncenin, yerli duyuşun türküsünü söyler."
"Sosyokültürel bir faaliyettir bu dergi, bu dergi bu toprağın ruhuna sadakatten besinini almaktadır."
Yeni bir aydın ahlâkı
Kendi öz değerlerimizle beslenmeyi temin eden edebiyat, yeni bir şahsiyet oluşumunda yapı taşı işlevi görebilir. Türkiye özelinde düşündüğümüzde bu kararlılıkta olan dergilerimiz bir elin parmaklarını geçmiyor. Peki, ne oluyor? Dergilerde yer almak deyince bu sadece şımarmamıza vesile oluyor, tekebbür etmemize ve tükenmemize vesaire vesaire.
Kirli zamanlarda yaşıyoruz. Ruhumuzla buluşmaya gidiyoruz…
Bir Nokta dergisinin işlevini şurada arayabiliriz sanırım:
"Bir Nokta’nın inadı, yeni bir aydın ahlakını da tebellür ettirmek."
Sıkışan ve daralan dünyamızı genişletmek: 90.sayı
Bu yeni zamanlarda düşünen bir kalbe ihtiyacımız var. Kısaca Bir Nokta özelinde Mürsel Sönmez, edebiyat ve hayat açımızı genişleten bir etkinliğin içinde bulunuyor, hem birey olarak hem de ekip olarak. Sözün ve insanın değerine inanmış bir şairdir Mürsel Sönmez.
"Çok gülen, çok iyimser, çok tatlı, çok düzgün, çok hoş insanların olduğu bu kadar steril kirli bir zamanda biz çatlak bir sesle bozuk bir ritimle arızalı işler yapmak istiyoruz. Bir Nokta’da bunu yapmaya çalışıyoruz. İnşallah da böyle devam edecek."
Bıktım rol görmekten
Günümüzde eksikliğini duyduğumuz bizce en önemli tavır, maskesiz konuşmaktır. Sahici konuşmak, harbi konuşmaktır. Yapıları ve yaşları gereği şiir gençlerini hoş görebiliriz ama nedir ortada kibir ve küçümseme varsa orada işler yolunda gitmiyor demektir.
Mürsel Sönmez, edebiyatla beraber insanı yalın ve içtenlikli yanında kavrayan bir şair. Bir Nokta da bu tür dergilerden. Gel gelelim şiir ortamı söz konusu olduğunda iş biraz karmaşıklaşıyor gibi. Bu tarihi konuşmanın sonunda Sönmez, tamamen bize ait, bize has bir yerden bir sahicilikten konuşur ve sözü nihayete erdirir:
"Ama bıktık tekebbür etmekten, bıktım rol yapmaktan, rol görmekten. Ben insanları rol yapmadan da sevmek istiyorum, edebiyat da bize bu sahiciliği öğretmeye çalışıyor. Bir Nokta’da bunu yapmaya çalışıyoruz. Bu kadar."
Altunizade’de yapılan bu konuşmanın Bir Nokta’da yayınlanan metnini okumadıysanız mutlaka okuyun derim. Düşündüren, işlevsel ve öğretici. Edebiyatı ve dergiciliği bu açıdan da kavrayabiliriz, dedirten bir yazı. Eyleme, bilince ve ilahi iradeye çağrı.
Şiir cemiyetinde böylesi ‘güzel adamlar’ da var, diyesi geliyor insanın.
Dile ve insanın doğasına saygı gösteren…
Mustafa Celep