Mustafa Celep

Hakkımda

YAZIŞMA ADRESİ:P.K.8 PAMUKOVA-SAKARYA


Bağlantılarım

* Ana Sayfa
* Profilim
* Arşiv
* Aralık Edebiyat
* Tasfiye Dergisi
* Dergibi
* Zinhar
* 40ikindi
* Poetikhars
* Akatalpa Dergisi
* Kitap Yurdu
* Ahmet Bozkurt
* Borges Defteri
* Yazarlık Okulu
* Sühan
* İsmet Özel
* Edebistan
* İzdiham
* Mavi Melek
* Yitik Ülke
* Yediiklim
* Denizsuyukasesi
* Aynadaarbede
* Mühür
* Şiiri Özlüyorum
* Koridor Dergisi
* Genç Dergisi
* Cemaat
* Yeni Dünya Dergisi
* BilimSanatVakfı
* Kısa Metin
* İbn-i Arabi
* Kitap-lık
* Mevsimsiz
* Edebiyat Türk
* Dergiler
* Us Atölyesi
* Ayine
* Dershane
* Öykü Gazetesi
* Mahsus Mahal
* Selçuk Küpçük
* Şiire Eleştirisi
* Felsefe Notları
* Manifestolar
* Furkan Haber
* Mevlana
* Notosöykü
* Serdar Akdağ
* Çevrimiçi Yazarlık
* Selçuk Orhan
* Hayriye Ünal
* Cem Akaş
* Felsefe Ekibi
* Sadık Yalsızuçanlar
* Cahit Koytak
* Sezai Karakoç
* Gök Ekin
* Nuri Pakdil
* Necip Tosun
* Bir Kitap Diriliyor
* Tasavvur
* Yenilgi
* Bilgi ve Hikmet Evi
* Serkan Işın
* Özne
* Ali Emre
* Mehmet Şamil
* Mehmet Akif
* Kainata Mektup
* Burç FM
* Cevat Akkanat
* Edebiyat Ekibi
* Vural Kaya
* Zeynep Arkan
* Murat Erol
* Cemiyyet
* Edebiyat Felsefe
* Ali Kozan
* Yazı Kültürü
* Zemheri Edebiyat
* Yazıhane
* Düşünen Siyaset
* Doğu Batı
* Kemal Sayar
* Kritik-Analitik
* Yazı Değirmenleri
* En Koyu
* Parya Sanat
* Suavi Kemal Yazgıç
* Edebiyatevi
* Erdem Bayazıt
* Mecmua
* Sanat Alemi
* Sayha
* Karagöz Edebiyat
* Yazımhane
* Tezler
* Bir Nokta
* Son Peygamber
* Ali Ural
* Yayın
* Cahit Zarifoğlu
* E-Hali
* Edebiyat Türkiye
* Türk Edebiyatı
* Ay Vakti
* Ahenk Dergisi
* Mehmet Solak
* Anlamak
* Tutunamayanlar
* Siraze
* Kuşluk Vakti
* Dünya Bülteni
* Parmakucu Edebiyat
* Düşünce Kahvesi
* Büyük Ülke
* Karakutu
* Müsvedde
* Darülfünun
* Taraf
* Milli Gazete
* Yeni Şafak
* Zaman
* Radikal
* Hakan Kalkan
* Sosyal Bilimler
* Vicdanen
* Hayalet Gemi
* Çanakkale
* Modern Kent ve Şiir
* Kum Yazıları
* Selçuk Küpçük
* Edebi Makaleler
* Jurnalizm
* İnkişaf
* 8sütun
* Derkenar
* Kitap Kritik
* Edebiyat Dünyası
* Merihli
* Kahve Molası
* Haber 5
* Altkitap
* Harictengazel
* Medya
* Siyasetin Sesi
* Dipnot Kitap
* Etken
* D.Cüceloğlu
* Edebik
* İkinci Yeni
* Eleştiri
* Taraf Gazetesi
* Okuma Yeri
* Fikritakip
* Haber 10
* Lalkültürsanat

Kategoriler

  • Denemelerim
  • Elestirilerim
  • Hikayelerim
  • makalelerim
  • Siirlerim

  • Arkadaşlarım


    dilsizmutercim

    Tavır dergisi Kertenkele

    Tavır dergisi Kertenkele

    Tavır dergisi Kertenkele

    Üç aylık edebiyat ve düşünce dergisi Kertenkele yeni tasarımı ile 13. sayısını çıkardı. Daha evvel cep dergisi diyebileceğimiz ebatlarda tasarlanan dergi format değiştirerek büyük boy dergilerin arasına katıldı. Yayın yönetmenliğini şair Muammer Yavaş ve editörlüğünü Şermin Hüküm’ün yaptığı dergi son dönem Anadolu’nun değişik merkezlerinde çıkan nitelikli dergiler arasında değerlendirebileceğimiz bir bütünlük sunuyor. Çıktığı günden beri tavır dergiciliği geleneğine yaslanan Kertenkele bu yeni sayısında millet iradesine süngü uzatıldığı 27 Nisan muhtırasından 31 Mart’a kadar önemli tarihleri anarak okuyucusuna merhaba diyor.
    Önceki sayılarına nazaran artık daha poetik metin ve inceleme yazılarına yer veren dergi tasarımının yanında içeriği bağlamında da yeni açılımlar yapıyor bir bakıma. C.Ali Ahmet’in günümüz edebiyat dergilerinde şiir yayınlayan bazı şairlerin şiirlerini incelediği yazı okunmaya değer. Ahmet bu yazıda Zeynep Arkan’dan Ömer Şişman’a, Osman Özbahçe’den Hayriye Ünal’a kadar birçok şairin dergilerde yeni yayınlanan şiirlerine yeni bir bakış açısı sunuyor. Türk Şiirinin önemli eleştirmenlerinden Hüseyin Cöntürk üzerine Mustafa Celep de dikkatle okunmaya değer bir yazı hazırlamış. Mustafa İjaz ise felsefi bir tartışma olarak Arkhe nedir? sorusuna cevap aramış. Serdar Akdağ Osman Sarı’nın şiiri, Adnan Duran Yunus Emre’nin şiiri üzerine incelemelerde bulunmuş. Yahudi asıllı Romanyalı şair Paul Celan’ın hayatı ve şiiri üzerine Mustafa Özdemir’in yazısı da derginin önemli metinlerinden birisi.
    Ali Rıza Güç’ün Cumhuriyet’in ilk yıllarının önemli sanat adamı Münir Hayri Egeli, Selçuk Küpçük’ün de Pakistanlı Kavvali sanatçısı Nusret Fatih Ali Han üzerine hazırladıkları müzik yazıları derginin bir başka açılımı.
    Kertenkele’nin 13. sayısının şairleri ise şunlar : Yaşar Salkım, Muammer Yavaş, Murat Şahin, Orhan Tepebaş, Muhammet Hüküm, Ezra Cenker, İshak Koç, Ahmet Çiçek, Mustafa İjaz ve Mustafa Celep.
    Ayrıca Kertenkele dergisinin kurucularından ve önceki yıl elim bir trafik kazası sonucu kaybettiğimiz şair Muhammet Esat Eroğlu’nun da daha evvel yayınlanmayan üç yeni şiiri yer alıyor dergide. İrtibat: kertenkeledergisi@gmail.com

     

     

     

     

     

     

     


    Tarih: 13:32, 4/5/2008
    Yorum (0) | Bağlantı

    1000x1000

     

     

                                         1000X1000

     

    babamın 1000x1000 genişliğindeki kabrinden geliyorum

    babamın 1000x1000 büyüklüğündeki tutkusundan

    ululardı babam Tanrı’yı her seferinde buna tanığım

    size haber veriyorum derdi turfanda her şey yaşanası ve dipdiri

    size büyük bir çoğalmayı haber veriyorum

    tenevvü eder her şey her daim bu kainatta

    kara kara taşlıklardan geçerek babamın kabrine vardım

    ruhum ki fırtına,kara oğlu lodosun,geçtim kabrinden

    dünyevi kaygılar bulanık bir nehirdi akıyordu,geçtim kabrinden

    kitabı ve kalemi geride bıraktım,geçtim kabrinden

    bir adam caka satıyordu,bir kadın maaşını düşünüyordu

    bir bardak doluyordu,bir duvar boyanıyordu,bir şiir yazılıyordu

    bir çocuk seviniyordu,bir çiçek açılıyordu ,bir soba yanıyordu

    bir şehir ıssızlana ıssızlana yoğun ve yorgun toprağa düştü

    babam hay!hak! deyip yeniden doğumunu muştulayacak mıydı

    kasaba yıkılacak mıydı üzüntüsünden,yağmur yağacak mıydı

    güneş vehimlerimi aydınlatacak mıydı

    döşümde bezginliğin ölüsünü kovacak mıydı rüzgar

    ne edip ne cemal ne sezai ne ismet ne cahit

    arıtamayacaklardı şehri putlardan şehir muhkem kaleydi

    yenilmez orduların tutkusuyla geçtim kabrinden babamın

    işgüç sahibi değildim geçtim yorgundum karanlıktım geçtim

    tek kişi olmanın genişliğiyle geçtim

    üsttekiler alttakilere sağır,geçtim kabrinden

    düğünsüz sevinçsiz kara karaydım,geçtim kabrinden

    perdeleri sonuna dek açtım sabahın üstüne basa basa geçtim

    geçtim gecenin içinden tınılar sesler ezgiler bırakarak

    keder bana göreydi sevinci yırtıp attım

    babamın 1000x1000 genişliğindeki kabrinden geliyorum.

     


    Tarih: 22:05, 17/4/2008 Kategori: Siirlerim
    Yorum (0) | Bağlantı

    ŞİİRDE ANLAM ARAYIŞLARI-2

    2.Şiir ve toplum karşısında otantik bir anlam arayışı

     

    "Şairin sözcükleri aynı zamanda kendi toplumunun sözcükleridir"(O.Paz)

     

       Toplumdan kopuk bir şiir düşünülebilir mi?Toplumla ilgiler kurmayan bir şiirin gerçeklik değeri nedir?Herşeyden önce şiir,kasıtlı bir iradenin ürünüdür.Diğer taraftan şairi ve ürününü,içinde yer aldığı toplumun yaşama  şartlarından,kültürel ve siyasi yapısından vareste düşünemeyiz.Şiiri besleyen,toplumun içinde cereyan eden olaylardır biraz da.Kadim zamanlarda topluma(topluluğa)yön gösteren bir konumu üstlenen şairler,günümüz toplumunda bir memurdur artık.İmar eden bir memur değil,toplumda ne gibi bir işlevinin olduğunu sorgulamayan bir memur.Şiiri besleyen bir toplumdan bahsediyoruz,toplumu besleyen bir şiirin sözü edilebilir mi?Ne yazık ki hayır.bu yeni zamanlarda toplumun şiire ihtiyacı yok ya da şiir okuma ihtiyacı hissetmeyen,hayatında şiire hatırı sayılır bir yer açma niyetinde olmayan bir toplumun üyeleriyiz.Şiirin meseleleri ile toplumun meseleleri arasında bir kan bağı kuramıyoruz.

       Yaşadığımız toplumsal ve ekonomik şartlar,hızlı bir koşuşturmacaya dayalı,daha çok kazanç elde etmeye,daha rahat bir hayatın imkanlarına odaklı,maddeye,maddi kavrayışa,maddenin el üstünde tutulduğu bir ideale yazgılı şartlar.Böyle bir toplumda şiirin toplumdan beslenmesi ancak ilişkiler düzeyinde olur.Bu düzeyin ifadesini İsmet Özel’de buluyoruz:"İnsanın insanlarla olan bağlantısı ve insanın çevresiyle olan ilişkisi yüzünden yüreğinde,kafasında beliren çatlak belli bir duyarlık sahibi herkesi şiir okumaya muhtaç hale getirir.Getirmiyorsa artık kafaların,yüreklerin yerli yerinde bir işleyişi kalmamış demektir"

       Şairin toplum içindeki yalnızlığını neyle açıklamalı?Bu açılamaya en isabetli kelime ‘çöküş’ kelimesi olabilir ancak.Toplumun en hassas yerindeki tehlikeyi sezebilen bir duyarlılık ustasıdır şair.Duyargaları topluma,adeta kalbine çevrilmiştir.Toplumların çöküş zamanlarında en gür,en yüksek,en tiz ses şairlerden yükselir.Akif’in şiiri,buna en çarpıcı örnektir.Akif’in şiiri("Hakkın Sesleri" şiiri)topluluk karşısında yüksek sesle okunabilen şiirlerdir.Bu anlamda modern epiğin ilk örneklerini oluşturur:

       "İlahi,altı yüz bin müslüman birden boğazlandı…

        Yanan can,yırtılan ismet,akan seller bütün kandı!

        Ne masum ihtiyarlar süngüler altında kıvrandı!

        Ne bikes hanümanlarişte,yangın verdiler,yandı!

        Şu küllenmiş yığınlar hep birer insan,birer candı!"

       Akif’in, şiirlerinde kullandığı kelimeler,kendi toplumunun kelimeleridir aynı zamanda.Octavio Paz’ın ifade ettiği gibi "Bireysel dil,şair tarafından biçimi değiştirilen veya sırları ortaya saçılan ortak dilin kendisidir."Mehmet Akif,içinde  yaşadığı toplumun dil hazinesinden kelimeler devşirmiş,karşılığında da topluma hayat vermiştir.Günümüzde bu karşılık gelen hayatiyetin,kan pompalamanın sahiciliğine ve besleyiciliğine şahit oluyor muyuz acaba?Özcümle,içinde yaşadığı topluma hayat veren bir şairden bahsedebilir miyiz?

         Biraz dışarıdan bakıp düşündüğümzde,toplumun çok ciddi hastalıkların pençesinde olduğunu görürüz.İfade imkanlarını zorlayan çalkantılı bir süreçten geçiyoruz.Şiir-toplum ilişkisini sahicilikle kavramak zorundayız.İsmet Özel’in,her şairin tek başına cevaplamasını istediği o can alıcı soruyu bir kez daha sormalyız derim ben:

         "Şair içinde yer aldığı halkın neyidir

     

     

     

     


    Tarih: 23:41, 29/2/2008 Kategori: Denemelerim
    Yorum (0) | Bağlantı

    DİLİMİ BOĞAN BİR HARF

    DİLİMİ BOĞAN BİR HARF

     

    Çözüldüm

    Çarpık yürekler hülya olamadı bana

    Esrik kaldım nice zaman

    İhanet ettiğim ölülerin gölgesinde

    Kaldım taraçasında güzün kaldım pas tutmuş ruhumun sağnağında

    Ey tohumu benden saklanan

    Sen ey bir yılgıyla geçen bir ermişin kanından

    Beni kargışla

    Yüzümde küfü kalmış bir yasın çoğalan çarpıntısıyla

    Bana bir hayvan yarasının güzelliğini göster

    Bu kilden sabah bu tortusuz güz akşamları

    Aşktan iz kalmış avuçlarımdan taşırdı beni

    Taştım dilimin boğumunda kalan,dilimi boğan bir harften

    Felç olmuş,inildeyen yerlerime muska taktım

    Çakıltaşları arasından çekip çıkardım kılıcımı;işte al

    İşte sana nalına yıldızların iz bıraktığı atım

    Şimdi bu közlenen bakışlarıma aşkın iliştirdiği sancı

    Temmuzun kuyusunda yankılatsın beni

    Bir kadın parmağının ucundaki çizgi

    Örselenmiş yüreğimin kinini tazelesin!

     

                    Mustafa CELEP


    Tarih: 23:19, 11/1/2008 Kategori: Siirlerim
    Yorum (0) | Bağlantı

    YÜZÜNÜ KAPLAYAN BİR HANÇERİN SESİDİR

    YÜZÜNÜ KAPLAYAN BİR HANÇERİN SESİDİR

     

     

    Bilinsin her şeyin ortasında güller gibi durduğun

    Karanlıkta korkunun yamacını aşarak konuştuğun bilinsin

    Yüzünü kaplayan bir hançerin sesidir korkma ve utan

    Seni hüznün akbabası dedirten ruhundaki savaştır

    Geri dön,zamanın dehlizinde beklediğin bilinsin.

     

    Çünkü dirik ve patlayıcı bir güçtür,kanamalı yürektir

    Zamanın çarşısında,kalbinin kitabında

    Kaybettiğin o güldür,başla konuşmaya

    Sahte bir kavrayıştır dünyayı benimseyişin,korkma sesini konuştur

    Dünyayı benimserken çağıldayan kalbindeki o sestir.

     

    Bana kalbinden bahset tartaklanmış ve özgür

    Özümü gürleştiren ruhunda da geçtim

    Bana kalbinden bahset,bir halkı çağrıştıran

    Sevincin ve neşenin,kitabın ve defterin

    Akıp giden sesimin ortasında özüm senindir.

     

     

    Mustafa CELEP


    Tarih: 18:34, 30/12/2007 Kategori: Siirlerim
    Yorum (0) | Bağlantı

    HARF VE SİLAH VE AŞK

    HARF VE SİLAH VE AŞK

     

                                             Kanlı  bir bekleyiş oldum

                                             Hayatın hartasında 

     

    Güne esrik başlamanın adını ben koydum

    Yorgunum yavrucuğum bu karanlık ve köhne

    Şehrin çatısında soluk yüzlü gezinen bendim yorgunum

    Bendime dolan sularınla çarpış bir daha ki göreyim nasıldır yüzün.

     

    Sen gittikçe temellerim çözülür bir harf düşer döndükçe sen

    Bir harf kapı aralarında bir harf açlıkta göçte bir harf

    Güç gelir sağlam damarlarında durmak bir harfin

    Kanayan bir harftir açtıkça sen geceye yüzünü

    Masalara bir harf için özlemini koyarsın dayanılmaz

    Unutulmaktan mürekkep bir adamım,kırık bir harfim ben

    Sen çarpış harflerimle topla toparla beni çözülmesin temelim.

     

    Senin şarkıların da karanlık bir sokaktır ulaşılmaz

    Sen ama yavrucuğum şarkılarınla varsın diri bir akış olan

    Mağlup neferinle,korkunç güzelliğinle varsın

    Kılıcınla,kalkanınla varsın,çarpışan,şarkılarınla varsın

    Olma üzgün,olma yorgun,tozlanmış silahımla varsın.

     

     

    Mustafa CELEP

     

     

                       


    Tarih: 18:32, 30/12/2007 Kategori: Siirlerim
    Yorum (0) | Bağlantı

    TABANCALAR!BIÇAKLAR!ANTİDEPRESANLAR!

    TABANCALAR!BIÇAKLAR!ANTİDEPRESANLAR!

     

    Sırat görmüş yüzünün çığlığıdır sokaklarca çoğalan

    Henüz dillenmemiş yaralarım var ben tek başına adam

    Durun konuşsun sesi kalbimin durun konuşsun

    Böyle somurtkan bir dünya görülmemiştir

    Esridi ömrüm bir tanımı olmalı diyorum

    Aktım rezil salonlardan çevik toynaklarca

    Bir kadının aşkına mil çektim,büyük uykular

          Devirdim rüyalarına

    Deyin bana  yokuşun gürültülü yerinde

    Aşka ağır yürüyen bu yorgun beden kimin?

    Kundağında beslendiğim intihardı,onun da eskittim yüzünü

    Ben bu şehrin düşünü bozan biriyim,yanılgım büyük

    Ateşe ok bulmalı,yüreğe mızrak

    Hayata şarkı bulmak gücü nerede?

     

     

    Bulmalı onu da,her gün çarpa çarpa çoğalmanın,artık onu da bulmalı

    Kelimenin ucunda

    Yüreğin ucunda

    Dünyanın ucunda

    Deyin bana deyin,şifa mıdır ki şehre kanamak

    Koşarak koşarak koşarak

    Buramda at koşturan,buramda yorgun ordular

    Hey!süngülenmiş kızlar!tabancalar!bıçaklar!antidepresanlar!

    Terkimde ölü bir kızın gölgesiyle orda bitkin orda yorgun bir adam

    Yangın yeri değil burası

    Burası destan yeri

     

     

    Hayatın damarları dikiş tutmuyor yani ne çıkar bundan

    Siz anlamasanız da ben göçüp gideceğim

    Koşacağım güneşin altında nefes nefese

    Çarpışan bir sesim var,bir savaşın ömrüne müsavi

    "yirmi birinci yüzyılda yirmi bir yaşında olmak işte sebebim"

    bu nasıl bir terk ediştir bu nasıl hançere bu nasıl

    yıldızlar akıyor kıvrımlarından ve ses ve öfke

    ben bir acıydım,saraylar deviren dilime yokluk sürdüm

    başaklarca çoğalan coşkunun göklerinde

    buraya kadar dedim işte buraya kadar

    ruhumu kışkırtan güllerin ömrü bu kadarmış.

     

     

    Mustafa CELEP

     

     

     

     

     


    Tarih: 18:30, 30/12/2007 Kategori: Siirlerim
    Yorum (0) | Bağlantı

    ŞEHRE ÇALINAN YÜZÜM BİRAZ ŞİZOFREN

    ŞEHRE ÇALINAN YÜZÜM BİRAZ ŞİZOFREN

     

     

    Gövdemin perçeminde can çekişen bir taşkınlık

    Da ne ola ki denizin dolgun damarları arasından

    Adıma konan ağrılar..

    Sonra bütün çakıl yüklü dualarım bu acıyla bezenmiş

    Tartaklanmış bir memur çocuğuyken sonra bütün aşklarım

    Güz yaprakları:adıma konan ağrılar..

    Aldırma:şehre çalınan yüzüm biraz şizofren

    Doğurgan ve münzevi biraz

    Yüzü giderek rüzgarın kanına karışan

    Böyledir bu;

    Çokluk köpüren yalnızlık ve gövdemin içinde çalkandığı

    Hayıflanmak yüzümde ağırlaşır-ken

    Şehre her attığım adımda bir yankı şehre ve aşka attığım

    Biraz şizofren

    Doğurgan ve münzevi biraz.

     

     

    Mustafa CELEP

     

     

     

     


    Tarih: 18:27, 30/12/2007 Kategori: Siirlerim
    Yorum (0) | Bağlantı

    MÜNTEHİRANE

    MÜNTEHİRANE

     

                         Gecede telaşlı bir şizofren şarkısı

     

    Sol yanım tımarhane

    Yüzümü tabutlara çivileyen yağmurlardan

    Korkunç bir haz duyuyorum

    Plastik ayakkaplı gül çocukluğumdan

    Tarhlardan,açelya krallığından

    Münadi yağmurlardan

    Kuzeye çevrik yüzümün

    Tabutlara olan saplantısından.

     

    Hayatın burasında çorak duran kadınlar…

    Hayatın burasında dinç kalmaklığım…

    O geceyi korkunç kılan kedi sesleri,

    Uzun kargılar eşliğinde yapılan yolculuklar…

    Kışa abandım kalkanımla lışın savruk ağzına

    Buğulu gençlik şarkıları uzattım sancılı sanrıl damarlar

    Çok sesli göçmen kızlar uzandılar boynuma

    Güne haz katan bir adımım çoğaldı,çoğaldılar.

     

    Derin ev…balkonda çığrışan kargalar…

    Ölgün bir taşranın siyah dudaklarından

    Yayılan şizofren bağırtıları

    Yüzü yırtılmış bir yaşamak yarası bu

    Tere batmış pusatı bir çerinin

    Sepserin denizler kadar uzak

    Mektuplarda bekletilen serinliği bir kızın

    Mektuplarda bekletilen topraksı güzelliği.

     

     

     

    Mustafa CELEP

     

     

     

     


    Tarih: 18:26, 30/12/2007 Kategori: Siirlerim
    Yorum (0) | Bağlantı

    YAĞMURUN YARALARI

    YAĞMURUN YARALARI

     

    Dünyada kirlenmemiş sözleri arıyorum.

    Issız bir prelüd yüzünün kireç tutmuş kelimesinde

    Bengisu kelimesinde Aşk kelimesinde sarhoş

    Hörgücünde balyalanan gülüşünde partal

    Serkeş bir yıldız kanar keskin gövdesiyle.

     

    Dünyada kirlenmemiş sözleri arıyorum.

    Tek Sözüm Sen’in,içinde taşkın mizacıyla sözcükler

    Ellerin neden aşınır çıvgınına karşı şehrin

    Neden pusatında zalim bir güvercin barınır

    Ergenliğinde parıltılı güneşler biçimsiz ve sarsak

    Yağmurun yaralarını kaldırır.

     

     

    Mustafa CELEP

     


    Tarih: 19:50, 29/12/2007 Kategori: Siirlerim
    Yorum (0) | Bağlantı

    <- Son Sayfa | Sonraki Sayfa ->