Hakkımda
YAZIŞMA ADRESİ:P.K.8 PAMUKOVA-SAKARYA
Bağlantılarım
*
*
*
* * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * *
Kategoriler
DenemelerimElestirilerimHikayelerimmakalelerimSiirlerim
Arkadaşlarım
• dilsizmutercim
|
Tavır dergisi Kertenkele
|
Tavır dergisi Kertenkele
Üç aylık edebiyat ve düşünce dergisi Kertenkele yeni tasarımı ile 13. sayısını çıkardı. Daha evvel cep dergisi diyebileceğimiz ebatlarda tasarlanan dergi format değiştirerek büyük boy dergilerin arasına katıldı. Yayın yönetmenliğini şair Muammer Yavaş ve editörlüğünü Şermin Hüküm’ün yaptığı dergi son dönem Anadolu’nun değişik merkezlerinde çıkan nitelikli dergiler arasında değerlendirebileceğimiz bir bütünlük sunuyor. Çıktığı günden beri tavır dergiciliği geleneğine yaslanan Kertenkele bu yeni sayısında millet iradesine süngü uzatıldığı 27 Nisan muhtırasından 31 Mart’a kadar önemli tarihleri anarak okuyucusuna merhaba diyor. Önceki sayılarına nazaran artık daha poetik metin ve inceleme yazılarına yer veren dergi tasarımının yanında içeriği bağlamında da yeni açılımlar yapıyor bir bakıma. C.Ali Ahmet’in günümüz edebiyat dergilerinde şiir yayınlayan bazı şairlerin şiirlerini incelediği yazı okunmaya değer. Ahmet bu yazıda Zeynep Arkan’dan Ömer Şişman’a, Osman Özbahçe’den Hayriye Ünal’a kadar birçok şairin dergilerde yeni yayınlanan şiirlerine yeni bir bakış açısı sunuyor. Türk Şiirinin önemli eleştirmenlerinden Hüseyin Cöntürk üzerine Mustafa Celep de dikkatle okunmaya değer bir yazı hazırlamış. Mustafa İjaz ise felsefi bir tartışma olarak Arkhe nedir? sorusuna cevap aramış. Serdar Akdağ Osman Sarı’nın şiiri, Adnan Duran Yunus Emre’nin şiiri üzerine incelemelerde bulunmuş. Yahudi asıllı Romanyalı şair Paul Celan’ın hayatı ve şiiri üzerine Mustafa Özdemir’in yazısı da derginin önemli metinlerinden birisi. Ali Rıza Güç’ün Cumhuriyet’in ilk yıllarının önemli sanat adamı Münir Hayri Egeli, Selçuk Küpçük’ün de Pakistanlı Kavvali sanatçısı Nusret Fatih Ali Han üzerine hazırladıkları müzik yazıları derginin bir başka açılımı. Kertenkele’nin 13. sayısının şairleri ise şunlar : Yaşar Salkım, Muammer Yavaş, Murat Şahin, Orhan Tepebaş, Muhammet Hüküm, Ezra Cenker, İshak Koç, Ahmet Çiçek, Mustafa İjaz ve Mustafa Celep. Ayrıca Kertenkele dergisinin kurucularından ve önceki yıl elim bir trafik kazası sonucu kaybettiğimiz şair Muhammet Esat Eroğlu’nun da daha evvel yayınlanmayan üç yeni şiiri yer alıyor dergide. İrtibat: kertenkeledergisi@gmail.com |
|

|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Tarih: 13:32, 4/5/2008 |
Yorum (0) | Bağlantı |
|
1000x1000
1000X1000
babamın 1000x1000 genişliğindeki kabrinden geliyorum
babamın 1000x1000 büyüklüğündeki tutkusundan
ululardı babam Tanrı’yı her seferinde buna tanığım
size haber veriyorum derdi turfanda her şey yaşanası ve dipdiri
size büyük bir çoğalmayı haber veriyorum
tenevvü eder her şey her daim bu kainatta
kara kara taşlıklardan geçerek babamın kabrine vardım
ruhum ki fırtına,kara oğlu lodosun,geçtim kabrinden
dünyevi kaygılar bulanık bir nehirdi akıyordu,geçtim kabrinden
kitabı ve kalemi geride bıraktım,geçtim kabrinden
bir adam caka satıyordu,bir kadın maaşını düşünüyordu
bir bardak doluyordu,bir duvar boyanıyordu,bir şiir yazılıyordu
bir çocuk seviniyordu,bir çiçek açılıyordu ,bir soba yanıyordu
bir şehir ıssızlana ıssızlana yoğun ve yorgun toprağa düştü
babam hay!hak! deyip yeniden doğumunu muştulayacak mıydı
kasaba yıkılacak mıydı üzüntüsünden,yağmur yağacak mıydı
güneş vehimlerimi aydınlatacak mıydı
döşümde bezginliğin ölüsünü kovacak mıydı rüzgar
ne edip ne cemal ne sezai ne ismet ne cahit
arıtamayacaklardı şehri putlardan şehir muhkem kaleydi
yenilmez orduların tutkusuyla geçtim kabrinden babamın
işgüç sahibi değildim geçtim yorgundum karanlıktım geçtim
tek kişi olmanın genişliğiyle geçtim
üsttekiler alttakilere sağır,geçtim kabrinden
düğünsüz sevinçsiz kara karaydım,geçtim kabrinden
perdeleri sonuna dek açtım sabahın üstüne basa basa geçtim
geçtim gecenin içinden tınılar sesler ezgiler bırakarak
keder bana göreydi sevinci yırtıp attım
babamın 1000x1000 genişliğindeki kabrinden geliyorum.
|
Tarih: 22:05, 17/4/2008 Kategori: Siirlerim |
Yorum (0) | Bağlantı |
|
ŞİİRDE ANLAM ARAYIŞLARI-2
2.Şiir ve toplum karşısında otantik bir anlam arayışı
"Şairin sözcükleri aynı zamanda kendi toplumunun sözcükleridir"(O.Paz)
Toplumdan kopuk bir şiir düşünülebilir mi?Toplumla ilgiler kurmayan bir şiirin gerçeklik değeri nedir?Herşeyden önce şiir,kasıtlı bir iradenin ürünüdür.Diğer taraftan şairi ve ürününü,içinde yer aldığı toplumun yaşama şartlarından,kültürel ve siyasi yapısından vareste düşünemeyiz.Şiiri besleyen,toplumun içinde cereyan eden olaylardır biraz da.Kadim zamanlarda topluma(topluluğa)yön gösteren bir konumu üstlenen şairler,günümüz toplumunda bir memurdur artık.İmar eden bir memur değil,toplumda ne gibi bir işlevinin olduğunu sorgulamayan bir memur.Şiiri besleyen bir toplumdan bahsediyoruz,toplumu besleyen bir şiirin sözü edilebilir mi?Ne yazık ki hayır.bu yeni zamanlarda toplumun şiire ihtiyacı yok ya da şiir okuma ihtiyacı hissetmeyen,hayatında şiire hatırı sayılır bir yer açma niyetinde olmayan bir toplumun üyeleriyiz.Şiirin meseleleri ile toplumun meseleleri arasında bir kan bağı kuramıyoruz.
Yaşadığımız toplumsal ve ekonomik şartlar,hızlı bir koşuşturmacaya dayalı,daha çok kazanç elde etmeye,daha rahat bir hayatın imkanlarına odaklı,maddeye,maddi kavrayışa,maddenin el üstünde tutulduğu bir ideale yazgılı şartlar.Böyle bir toplumda şiirin toplumdan beslenmesi ancak ilişkiler düzeyinde olur.Bu düzeyin ifadesini İsmet Özel’de buluyoruz:"İnsanın insanlarla olan bağlantısı ve insanın çevresiyle olan ilişkisi yüzünden yüreğinde,kafasında beliren çatlak belli bir duyarlık sahibi herkesi şiir okumaya muhtaç hale getirir.Getirmiyorsa artık kafaların,yüreklerin yerli yerinde bir işleyişi kalmamış demektir"
Şairin toplum içindeki yalnızlığını neyle açıklamalı?Bu açılamaya en isabetli kelime ‘çöküş’ kelimesi olabilir ancak.Toplumun en hassas yerindeki tehlikeyi sezebilen bir duyarlılık ustasıdır şair.Duyargaları topluma,adeta kalbine çevrilmiştir.Toplumların çöküş zamanlarında en gür,en yüksek,en tiz ses şairlerden yükselir.Akif’in şiiri,buna en çarpıcı örnektir.Akif’in şiiri("Hakkın Sesleri" şiiri)topluluk karşısında yüksek sesle okunabilen şiirlerdir.Bu anlamda modern epiğin ilk örneklerini oluşturur:
"İlahi,altı yüz bin müslüman birden boğazlandı…
Yanan can,yırtılan ismet,akan seller bütün kandı!
Ne masum ihtiyarlar süngüler altında kıvrandı!
Ne bikes hanümanlarişte,yangın verdiler,yandı!
Şu küllenmiş yığınlar hep birer insan,birer candı!"
Akif’in, şiirlerinde kullandığı kelimeler,kendi toplumunun kelimeleridir aynı zamanda.Octavio Paz’ın ifade ettiği gibi "Bireysel dil,şair tarafından biçimi değiştirilen veya sırları ortaya saçılan ortak dilin kendisidir."Mehmet Akif,içinde yaşadığı toplumun dil hazinesinden kelimeler devşirmiş,karşılığında da topluma hayat vermiştir.Günümüzde bu karşılık gelen hayatiyetin,kan pompalamanın sahiciliğine ve besleyiciliğine şahit oluyor muyuz acaba?Özcümle,içinde yaşadığı topluma hayat veren bir şairden bahsedebilir miyiz?
Biraz dışarıdan bakıp düşündüğümzde,toplumun çok ciddi hastalıkların pençesinde olduğunu görürüz.İfade imkanlarını zorlayan çalkantılı bir süreçten geçiyoruz.Şiir-toplum ilişkisini sahicilikle kavramak zorundayız.İsmet Özel’in,her şairin tek başına cevaplamasını istediği o can alıcı soruyu bir kez daha sormalyız derim ben:
"Şair içinde yer aldığı halkın neyidir
|
Tarih: 23:41, 29/2/2008 Kategori: Denemelerim |
Yorum (0) | Bağlantı |
|
DİLİMİ BOĞAN BİR HARF
DİLİMİ BOĞAN BİR HARF
Çözüldüm
Çarpık yürekler hülya olamadı bana
Esrik kaldım nice zaman
İhanet ettiğim ölülerin gölgesinde
Kaldım taraçasında güzün kaldım pas tutmuş ruhumun sağnağında
Ey tohumu benden saklanan
Sen ey bir yılgıyla geçen bir ermişin kanından
Beni kargışla
Yüzümde küfü kalmış bir yasın çoğalan çarpıntısıyla
Bana bir hayvan yarasının güzelliğini göster
Bu kilden sabah bu tortusuz güz akşamları
Aşktan iz kalmış avuçlarımdan taşırdı beni
Taştım dilimin boğumunda kalan,dilimi boğan bir harften
Felç olmuş,inildeyen yerlerime muska taktım
Çakıltaşları arasından çekip çıkardım kılıcımı;işte al
İşte sana nalına yıldızların iz bıraktığı atım
Şimdi bu közlenen bakışlarıma aşkın iliştirdiği sancı
Temmuzun kuyusunda yankılatsın beni
Bir kadın parmağının ucundaki çizgi
Örselenmiş yüreğimin kinini tazelesin!
Mustafa CELEP
|
Tarih: 23:19, 11/1/2008 Kategori: Siirlerim |
Yorum (0) | Bağlantı |
|
YÜZÜNÜ KAPLAYAN BİR HANÇERİN SESİDİR
YÜZÜNÜ KAPLAYAN BİR HANÇERİN SESİDİR
Bilinsin her şeyin ortasında güller gibi durduğun
Karanlıkta korkunun yamacını aşarak konuştuğun bilinsin
Yüzünü kaplayan bir hançerin sesidir korkma ve utan
Seni hüznün akbabası dedirten ruhundaki savaştır
Geri dön,zamanın dehlizinde beklediğin bilinsin.
Çünkü dirik ve patlayıcı bir güçtür,kanamalı yürektir
Zamanın çarşısında,kalbinin kitabında
Kaybettiğin o güldür,başla konuşmaya
Sahte bir kavrayıştır dünyayı benimseyişin,korkma sesini konuştur
Dünyayı benimserken çağıldayan kalbindeki o sestir.
Bana kalbinden bahset tartaklanmış ve özgür
Özümü gürleştiren ruhunda da geçtim
Bana kalbinden bahset,bir halkı çağrıştıran
Sevincin ve neşenin,kitabın ve defterin
Akıp giden sesimin ortasında özüm senindir.
Mustafa CELEP
|
Tarih: 18:34, 30/12/2007 Kategori: Siirlerim |
Yorum (0) | Bağlantı |
|
HARF VE SİLAH VE AŞK
HARF VE SİLAH VE AŞK
Kanlı bir bekleyiş oldum
Hayatın hartasında
Güne esrik başlamanın adını ben koydum
Yorgunum yavrucuğum bu karanlık ve köhne
Şehrin çatısında soluk yüzlü gezinen bendim yorgunum
Bendime dolan sularınla çarpış bir daha ki göreyim nasıldır yüzün.
Sen gittikçe temellerim çözülür bir harf düşer döndükçe sen
Bir harf kapı aralarında bir harf açlıkta göçte bir harf
Güç gelir sağlam damarlarında durmak bir harfin
Kanayan bir harftir açtıkça sen geceye yüzünü
Masalara bir harf için özlemini koyarsın dayanılmaz
Unutulmaktan mürekkep bir adamım,kırık bir harfim ben
Sen çarpış harflerimle topla toparla beni çözülmesin temelim.
Senin şarkıların da karanlık bir sokaktır ulaşılmaz
Sen ama yavrucuğum şarkılarınla varsın diri bir akış olan
Mağlup neferinle,korkunç güzelliğinle varsın
Kılıcınla,kalkanınla varsın,çarpışan,şarkılarınla varsın
Olma üzgün,olma yorgun,tozlanmış silahımla varsın.
Mustafa CELEP
|
Tarih: 18:32, 30/12/2007 Kategori: Siirlerim |
Yorum (0) | Bağlantı |
|
TABANCALAR!BIÇAKLAR!ANTİDEPRESANLAR!
TABANCALAR!BIÇAKLAR!ANTİDEPRESANLAR!
Sırat görmüş yüzünün çığlığıdır sokaklarca çoğalan
Henüz dillenmemiş yaralarım var ben tek başına adam
Durun konuşsun sesi kalbimin durun konuşsun
Böyle somurtkan bir dünya görülmemiştir
Esridi ömrüm bir tanımı olmalı diyorum
Aktım rezil salonlardan çevik toynaklarca
Bir kadının aşkına mil çektim,büyük uykular
Devirdim rüyalarına
Deyin bana yokuşun gürültülü yerinde
Aşka ağır yürüyen bu yorgun beden kimin?
Kundağında beslendiğim intihardı,onun da eskittim yüzünü
Ben bu şehrin düşünü bozan biriyim,yanılgım büyük
Ateşe ok bulmalı,yüreğe mızrak
Hayata şarkı bulmak gücü nerede?
Bulmalı onu da,her gün çarpa çarpa çoğalmanın,artık onu da bulmalı
Kelimenin ucunda
Yüreğin ucunda
Dünyanın ucunda
Deyin bana deyin,şifa mıdır ki şehre kanamak
Koşarak koşarak koşarak
Buramda at koşturan,buramda yorgun ordular
Hey!süngülenmiş kızlar!tabancalar!bıçaklar!antidepresanlar!
Terkimde ölü bir kızın gölgesiyle orda bitkin orda yorgun bir adam
Yangın yeri değil burası
Burası destan yeri
Hayatın damarları dikiş tutmuyor yani ne çıkar bundan
Siz anlamasanız da ben göçüp gideceğim
Koşacağım güneşin altında nefes nefese
Çarpışan bir sesim var,bir savaşın ömrüne müsavi
"yirmi birinci yüzyılda yirmi bir yaşında olmak işte sebebim"
bu nasıl bir terk ediştir bu nasıl hançere bu nasıl
yıldızlar akıyor kıvrımlarından ve ses ve öfke
ben bir acıydım,saraylar deviren dilime yokluk sürdüm
başaklarca çoğalan coşkunun göklerinde
buraya kadar dedim işte buraya kadar
ruhumu kışkırtan güllerin ömrü bu kadarmış.
Mustafa CELEP
|
Tarih: 18:30, 30/12/2007 Kategori: Siirlerim |
Yorum (0) | Bağlantı |
|
ŞEHRE ÇALINAN YÜZÜM BİRAZ ŞİZOFREN
ŞEHRE ÇALINAN YÜZÜM BİRAZ ŞİZOFREN
Gövdemin perçeminde can çekişen bir taşkınlık
Da ne ola ki denizin dolgun damarları arasından
Adıma konan ağrılar..
Sonra bütün çakıl yüklü dualarım bu acıyla bezenmiş
Tartaklanmış bir memur çocuğuyken sonra bütün aşklarım
Güz yaprakları:adıma konan ağrılar..
Aldırma:şehre çalınan yüzüm biraz şizofren
Doğurgan ve münzevi biraz
Yüzü giderek rüzgarın kanına karışan
Böyledir bu;
Çokluk köpüren yalnızlık ve gövdemin içinde çalkandığı
Hayıflanmak yüzümde ağırlaşır-ken
Şehre her attığım adımda bir yankı şehre ve aşka attığım
Biraz şizofren
Doğurgan ve münzevi biraz.
Mustafa CELEP
|
Tarih: 18:27, 30/12/2007 Kategori: Siirlerim |
Yorum (0) | Bağlantı |
|
MÜNTEHİRANE
MÜNTEHİRANE
Gecede telaşlı bir şizofren şarkısı
Sol yanım tımarhane
Yüzümü tabutlara çivileyen yağmurlardan
Korkunç bir haz duyuyorum
Plastik ayakkaplı gül çocukluğumdan
Tarhlardan,açelya krallığından
Münadi yağmurlardan
Kuzeye çevrik yüzümün
Tabutlara olan saplantısından.
Hayatın burasında çorak duran kadınlar…
Hayatın burasında dinç kalmaklığım…
O geceyi korkunç kılan kedi sesleri,
Uzun kargılar eşliğinde yapılan yolculuklar…
Kışa abandım kalkanımla lışın savruk ağzına
Buğulu gençlik şarkıları uzattım sancılı sanrıl damarlar
Çok sesli göçmen kızlar uzandılar boynuma
Güne haz katan bir adımım çoğaldı,çoğaldılar.
Derin ev…balkonda çığrışan kargalar…
Ölgün bir taşranın siyah dudaklarından
Yayılan şizofren bağırtıları
Yüzü yırtılmış bir yaşamak yarası bu
Tere batmış pusatı bir çerinin
Sepserin denizler kadar uzak
Mektuplarda bekletilen serinliği bir kızın
Mektuplarda bekletilen topraksı güzelliği.
Mustafa CELEP
|
Tarih: 18:26, 30/12/2007 Kategori: Siirlerim |
Yorum (0) | Bağlantı |
|
YAĞMURUN YARALARI
YAĞMURUN YARALARI
Dünyada kirlenmemiş sözleri arıyorum.
Issız bir prelüd yüzünün kireç tutmuş kelimesinde
Bengisu kelimesinde Aşk kelimesinde sarhoş
Hörgücünde balyalanan gülüşünde partal
Serkeş bir yıldız kanar keskin gövdesiyle.
Dünyada kirlenmemiş sözleri arıyorum.
Tek Sözüm Sen’in,içinde taşkın mizacıyla sözcükler
Ellerin neden aşınır çıvgınına karşı şehrin
Neden pusatında zalim bir güvercin barınır
Ergenliğinde parıltılı güneşler biçimsiz ve sarsak
Yağmurun yaralarını kaldırır.
Mustafa CELEP
|
Tarih: 19:50, 29/12/2007 Kategori: Siirlerim |
Yorum (0) | Bağlantı |
|
|